Endokrin Cerrahi

Hormonal dengeyi ve metabolik homeostazı yöneten iç salgı bezlerinin cerrahi patolojileri, mikron düzeyinde diseksiyon hassasiyeti ve derin bir endokrinolojik kavrayış gerektirir. Tiroid, paratiroid, böbrek üstü bezleri ve endokrin pankreas dokularında gelişen nodüller, hormon salgılayan fonksiyonel adenomlar veya malign neoplaziler, yalnızca anatomik bir kitle problemi değil; tüm organ sistemlerini etkileyen karmaşık biyokimyasal fırtınalardır. Modern cerrahi yaklaşımlar, organ fonksiyonlarını korurken sinir ve damar yapılarının güvenliğini en üst düzeye çıkaran ileri teknolojilerle uygulanmaktadır.

Endokrin cerrahinin ilgilendiği tiroid bezi, böbrek üstü bezleri ve pankreasın vücuttaki yerleri

Önemli Başlıklar

Endokrin Cerrahi Nedir?

Endokrin cerrahi; vücudun hormon salgılayan iç salgı bezlerinin (tiroid, paratiroid, adrenal bezler ve nöroendokrin pankreas) iyi huylu, hiperfonksiyonel veya malign hastalıklarının cerrahi tedavisiyle ilgilenen üst düzey bir cerrahi disiplindir. Bu uzmanlık alanı, klasik kitle çıkarma ameliyatlarının ötesinde, salgılanan hormonların fizyolojik etkilerini kontrol altına almayı ve cerrahi sonrasında hastanın metabolik dengesini yeniden tesis etmeyi hedefler.

Cerrahi karar ve operasyon planlaması, cerrah ile endokrinologların ortaklaşa yürüttüğü sıkı bir endokrinoloji koordinasyonu çerçevesinde şekillenir. Cerrahi öncesinde yapılan hormon düzeyleri analizi, hastanın operasyona biyokimyasal olarak güvenle girmesini sağlarken; ameliyat esnasında kullanılan ileri teknolojik donanımlar komplikasyon risklerini en aza indirir.

Ağız içinden yapılan izsiz tiroid cerrahisinin (TOETVA) hazırlık, cerrahi girişim ve sonuç aşamaları

Endokrin Cerrahi Hangi Salgı Bezlerini Kapsar?

Endokrin cerrahinin ilgi alanı, vücudun temel metabolik hızını, kalsiyum dengesini, kan basıncını ve glukoz regülasyonunu yöneten bezleri kapsar:

 – Tiroid Bezi: Boynun ön alt kısmında yer alan, metabolizma hızını düzenleyen tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarını salgılayan kelebek şeklindeki bez.

– Paratiroid Bezleri: Tiroid bezinin arka yüzeyine yerleşmiş, genellikle mercimek tanesi büyüklüğünde 4 adet olan ve vücudun kalsiyum-fosfor dengesini yöneten parathormon (PTH) üreten bezler.

– Adrenal (Böbrek Üstü) Bezler: Her iki böbreğin üst kutbunda yerleşen, kortizol, aldosteron, adrenalin ve noradrenalin salgılayarak stres yanıtı, tansiyon ve elektrolit dengesini sağlayan bezler.

– Nöroendokrin Pankreas: İnsülin, glukagon, gastrin ve somatostatin gibi hormonları üreten adacık hücre tümörlerinin cerrahi sahası.

– Diğer Nöroendokrin Odaklar: Gastrointestinal sistem ve diğer organlara dağılmış olan ve karsinoid sendrom gibi tablolar yaratan nöroendokrin tümörler.

Genel Cerrahi ile Endokrin Cerrahi Arasındaki Fark Nedir?

Endokrin cerrahi, genel cerrahi uzmanlık eğitimi sonrasında bu alana yoğunlaşmış cerrahlar tarafından icra edilen, kendine has cerrahi dinamikleri ve teknolojik donanımları barındıran spesifik bir alandır.

Tablo 1: Standart Genel Cerrahi ile Özelleşmiş Endokrin Cerrahinin Karşılaştırmalı Analizi

Karşılaştırma Parametresi Standart Genel Cerrahi Yaklaşımı Özelleşmiş Endokrin Cerrahi Disiplini
Primer Odak Alanı Gastrointestinal sistem, fıtıklar, meme, yumuşak doku patolojileri Yalnızca hormon salgılayan iç salgı bezleri (tiroid, paratiroid, adrenal, endokrin pankreas)
Metabolik ve Fonksiyonel Riskler Anastomoz kaçağı, yara yeri enfeksiyonu, mekanik kanama Akut hipokalsemi tetanisi, tiroid fırtınası, feokromositoma hipertansif krizi, Addison krizi
Nöral Koruma Standartları Çoğunlukla gözle tanımlama (vizüalizasyon) ile sınırlı diseksiyon İntraoperatif nöromonitörizasyon (IONM) ile ses tellerini yöneten sinirlerin sürekli takibi
İntraoperatif Biyokimyasal Doğrulama Nadiren acil patoloji (frozen section) dışında ölçüm gerekir İntraoperatif hızlı parathormon (ioPTH) ölçümü ile ameliyat masasında kür teyidi
Minimal İnvaziv ve Kozmetik Çeşitlilik Klasik açık insizyonlar veya standart laparoskopik girişler Boyunda sıfır kesi bırakan ağız içi (TOETVA), aksiller endoskopik ve robotik yaklaşımlar
Bölgesel Onkolojik Boyun Yaklaşımı Sınırlı lenf bezi örneklemeleri Kapsamlı santral (Level VI) ve lateral (Level II-V) modifiye radikal boyun diseksiyonu

Tiroid Bezi Ameliyatları Hangi Durumlarda Yapılır?

Tiroid bezi cerrahisi, endokrin cerrahinin en sık uygulanan prosedürlerindendir. Cerrahi kararı şu temel endikasyonlara dayanır:

 – Malign veya Şüpheli Biyopsi Bulgusu: Yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi neticesinde tiroid kanseri veya malignite kuşkusu saptanması.

– Bası Yapan Büyük Guatr: Büyüyen tiroid dokusunun nefes borusuna (trakea) veya yemek borusuna (özofagus) bası yaparak nefes darlığı ve yutma güçlüğü yaratması.

– Medikal Tedaviye Dirençli Zehirli Guatr: Graves hastalığı veya toksik multinodüler guatr vakalarında ilaç tedavisine rağmen hormonların kontrol altına alınamaması.

– Retrosternal (Göğüs Kafesine İnen) Guatr: Tiroid bezinin göğüs kafesi kemiğinin arkasına doğru (mediastene) büyümesi.

– Kozmetik ve Şiddetli Boyun Deformiteleri: Boyunda dışarıdan belirgin görünen, estetik rahatsızlık ve boyun hareket kısıtlılığı yaratan dev nodüller.

Tiroid Kanseri Şüphesinde Cerrahi Karar Nasıl Verilir?

Tiroid nodülü değerlendirmesi sürecinde ilk basamak yüksek çözünürlüklü boyun ultrasonografisi tetkikidir. Ultrasonda nodülün mikrokalsifikasyon içermesi, sınırlarının düzensiz olması, boyunun eninden uzun olması (taller-than-wide) veya hipoekoik yapıda olması şüphe uyandırır. Bu nodüllere ultrason kılavuzluğunda ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılır.

Biyopsi sonucu uluslararası “Bethesda” sınıflamasına göre raporlanır. Bethesda V (Malignite şüphesi) veya Bethesda VI (Malign) çıkan olgularda cerrahi karar kesinleşir. Tiroid kanseri cerrahisi planlanırken en sık karşılaşılan tür papiller tiroid karsinomu olup, lenfatik yayılım paternine göre ek cerrahiler planlanır. Daha nadir görülen folliküler tiroid karsinomu, genetik geçişli medüller tiroid kanseri veya son derece agresif seyreden anaplastik tiroid karsinomu tablolarında cerrahi strateji multidisipliner yaklaşımla kişiselleştirilir.

Zehirli Guatr Hastaları Ne Zaman Ameliyat Edilir?

Halk arasında zehirli guatr olarak bilinen hipertiroidi tablolarında ameliyat kararı belirli koşullarda verilir. Toksik multinodüler guatr veya tekil toksik adenom varlığında, otonom çalışan sıcak nodüller hormon fazlalığına yol açar. Graves hastalığında ise antikorlar bezi sürekli uyarır.

Zehirli guatr ameliyatı; antitiroid ilaçların alerji, karaciğer toksisitesi veya agranülositoz (akyuvar düşüşü) gibi ağır yan etkiler oluşturduğu durumlarda kaçınılmazdır. Ayrıca göz tutulumu (Graves oftalmopatisi) bulunan hastalarda radyoaktif iyot tedavisi gözü daha da kötüleştirebileceğinden cerrahi ilk seçenektir. Ameliyat öncesinde hastanın hormonları ilaçlarla ötiroid (normal) seviyeye getirilerek ölümcül “tiroid fırtınası” riski engellenir.

Nefes Darlığı Yapan Büyük Guatrlar Nasıl Tedavi Edilir?

Meme kemiğinin arkasına doğru büyüyerek göğüs kafesi boşluğuna sarkan dev guatrlar (plonjan veya retrosternal guatr), trakeayı daraltarak özellikle sırtüstü yatarken boğulma hissi ve nefes darlığı yaratır. Bu tür dev nodüllerde ilaç veya atom tedavisi mekanik basıyı çözmede yetersiz kalır.

Tek ve kesin çözüm cerrahi rezeksiyondur. Vakaların %98’inde göğüs kafesi kemiğini (sternum) kesmeye gerek kalmadan, boyundaki standart bir insizyondan girilerek mediastendeki tiroid kitlesi yukarıya doğru doğurtulur ve çıkarılır. Ameliyat tamamlandığı anda soluk borusundaki bası ortadan kalkarak hastanın hava yolu rahatlar.

Tiroid Cerrahisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?

Hastanın anatomik yapısına, tümörün evresine ve estetik beklentilerine göre cerrahi yöntemler çeşitlilik gösterir.

Tablo 2: Tiroid Cerrahisinde Kullanılan Yöntemler ve Klinik Tercih Kriterleri

Cerrahi Teknik / Yaklaşım Cerrahi İnsizyon ve Giriş Hattı Postoperatif İyileşme ve Kozmetik Sonuç İdeal Klinik Hasta Profili
Konvansiyonel Açık Tiroidektomi Boyun ön alt kıvrımında 4-6 cm yatay Kocher insizyonu Boyun katlantısına gizlenen, aylar içinde solan estetik dikiş hattı İleri evre tiroid kanserleri, dev guatrlar, retrosternal yerleşim, boyun diseksiyonu
Transoral Endoskopik Tiroidektomi (TOETVA) Alt dudak iç mukozasından (vestibulum) açılan 3 mikro giriş Boyun cildinde kesinlikle sıfır kesi; ağız içi mukoza izsiz iyileşir Küçük/orta boyutlu iyi huylu nodüller, erken evre papiller mikrokarsinom
Aksiller / Robotik Tiroidektomi Koltuk altı (aksilla) kıvrımından veya meme başı çevresinden giriş Boyunda hiçbir iz bulunmaz; kesi koltuk altı doğal gölgesine gizlenir Boyun bölgesinde keloid/hipertrofik skar riski taşıyan genç hastalar
Normal paratiroid anatomisi, paratiroid adenomu gelişimi ve paratiroidektomi aşamaları

Total Tiroidektomi ile Lobektomi Arasındaki Fark Nedir?

Tiroidektomi operasyonunun genişliği lezyonun yaygınlığına göre belirlenir. Total tiroidektomi, tiroid bezinin her iki lobunun ve ortadaki istmus dokusunun geride hiç artık bırakılmayacak şekilde tamamen çıkarılmasıdır. İki taraflı multinodüler guatrlarda, zehirli guatrlarda ve çoğu tiroid kanseri olgusunda standart yaklaşımdır. Hasta operasyon sonrası radyoaktif iyot tedavisi hazırlığı için hazır hale gelir.

Lobektomi (hemitiroidektomi) ise tiroid bezinin yalnızca hastalıklı olan tek bir lobunun ve istmusun çıkarılması, diğer sağlıklı lobun yerinde bırakılmasıdır. Düşük riskli, 4 cm’den küçük tek taraflı papiller tiroid karsinomu olgularında veya tek taraflı şüpheli nodüllerde tercih edilir. Lobektominin en büyük avantajı, geride kalan dokunun yeterli hormon üretmeye devam ederek hastayı ömür boyu sentetik hormon ilacı kullanma zorunluluğundan kurtarabilmesidir.

Boyundan İz Kalmadan Tiroid Ameliyatı Yapılır mı?

Gelişen minimal invaziv teknolojiler sayesinde boyunda hiçbir cerrahi kesi izi bırakmadan izsiz tiroid cerrahisi uygulamak mümkündür. Bu tekniklerin başında TOETVA (Transoral Endoskopik Tiroidektomi Vestibüler Yaklaşım) gelir.

Ağız içinden tiroid ameliyatı yönteminde alt dudağın iç kısmına, diş etinin hemen önüne milimetrik 3 adet delik açılır. Buradan ilerletilen endoskopik kamera ve aletlerle çene altından boyuna inilerek tiroid bezi büyütülmüş görüntü altında çıkarılır. Doku ağız içinden tahliye edildiği için boyun cildinde hiçbir yara izi oluşmaz; ağız içindeki mukoza ise birkaç gün içinde dikiş izi bırakmadan hızla iyileşir.

Ses Tellerini Koruyan Sinir Monitörizasyonu Nasıl Çalışır?

Tiroid cerrahisinin en hassas aşaması, ses tellerini hareket ettiren rekürren laringeal sinir yapısının korunmasıdır. Bu sinir tiroid bezinin hemen arkasından geçer ve ameliyat esnasında zedelenirse ses kısıklığı riski veya iki taraflı hasarda nefes borusu tıkanıklığı doğar.

İntraoperatif nöromonitörizasyon (IONM), ses teli sinir takibi sağlayan elektrofizyolojik bir güvenlik sistemidir. Hastaya özel elektrotlu bir soluk borusu tüpü takılır. Cerrah ameliyat sahasında özel bir stimülatör prob ile dokuları uyardığında, sinir bulunduğunda monitörden sesli ve grafiksel bir akustik sinyal alınır. Bu teknoloji sayesinde sinirin anatomik trasesi adım adım haritalandırılır, mikron düzeyinde korunur ve ameliyat sonu sinir fonksiyonunun tam çalıştığı belgelenir.

Paratiroid Cerrahisi Hangi Hastalıklarda Gereklidir?

Paratiroid bezi ameliyatı (paratiroidektomi), bezlerin kontrolsüz parathormon salgılayarak vücudun kalsiyum dengesini bozduğu durumlarda zorunludur:

 – Primer Hiperparatiroidizm: Bezlerden birinde (nadiren birden fazlasında) iyi huylu adenom gelişerek kontrolsüz hormon üretmesi.

– Paratiroid Hiperplazisi: Genellikle ailesel veya çoklu endokrin neoplazi (MEN sendromları) zemininde 4 bezin birden büyümesi.

– Sekonder ve Tersiyer Hiperparatiroidizm: Kronik böbrek yetmezliği hastalarında kalsiyum-fosfor dengesizliğine bağlı bezlerin aşırı büyümesi ve otonomi kazanması.

– Paratiroid Kanseri: Çok nadir görülen ancak aşırı yüksek kalsiyum seviyeleri ve kitle ile seyreden paratiroid malignitesi.

Paratiroid Adenomu Nasıl Çıkarılır?

Primer hiperparatiroidizm olgularının %85-90’ından tek bir paratiroid bezi adenomu sorumludur. Ameliyat öncesinde adenomun tam yerini belirlemek için boyun ultrasonografisi ile birlikte nükleer tıp tetkiki olan sestamibi sintigrafisi (paratiroid sintigrafisi) veya 4 boyutlu bilgisayarlı tomografi kullanılır.

Lokalizasyonu önceden kesinleşen hastalarda minimal invaziv paratiroidektomi uygulanır. Boyunda yalnızca 2-2.5 santimetrelik küçük bir kesi açılarak doğrudan hedefteki adenoma ulaşılır; diğer 3 sağlıklı paratiroid bezine dokunulmaz. Yaklaşık 20-30 dakikada tamamlanan bu operasyon, doku travmasını ve ameliyat süresini belirgin şekilde kısaltır.

Kalsiyum Yüksekliği Ameliyatla Nasıl Düzelir?

Parathormon kemiklerden kana kalsiyum çeker, böbreklerden kalsiyum atılımını durdurur ve D vitamini aktivasyonuyla bağırsaktan kalsiyum emilimini artırır. Adenom çıkarıldığı anda kandaki aşırı parathormon kaynağı kurutulmuş olur.

Parathormonun kandaki yarı ömrü yalnızca 3 ila 5 dakikadır. Bu nedenle adenom çıkarıldıktan dakikalar sonra kanda hormon düzeyi hızla taban seviyelere iner; kemiklerden kalsiyum çekilmesi durur. Birkaç gün içinde serum kalsiyum seviyeleri tamamen normale döner; hastanın yaşadığı kemik erimesi, böbrek taşı oluşumu, kronik yorgunluk, kas ağrıları ve depresif ruh hali kalıcı olarak iyileşir.

Ameliyat Sırasında Parathormon Testi Neden Yapılır?

İntraoperatif parathormon ölçümü (hızlı PTH testi), cerrahın ameliyat masasından ayrılmadan önce hastanın tamamen iyileştiğini (kür sağlandığını) doğrulayan biyokimyasal bir teyit yöntemidir.

Adenom çıkarılmadan hemen önce hastadan bazal bir kan örneği alınır. Adenom çıkarıldıktan sonraki 10. dakikada ikinci bir kan örneği alınarak ameliyathane laboratuvarında ölçülür. “Miami kriteri” gereğince, kandaki PTH seviyesi bazal değere göre en az %50 veya daha fazla düşüş gösterirse ameliyat başarıyla sonlandırılır. Eğer düşüş yetersiz kalırsa, vücutta gizli kalmış ikinci bir adenomun varlığı anlaşılarak cerrahiye devam edilir ve diğer bezler taranır.

Böbrek Üstü Bezi Ameliyatları Nasıl Yapılır?

Adrenal bez cerrahisi (sürrenalektomi), retroperitoneal derin yerleşimli böbrek üstü bezlerinin fonksiyonel veya malign kitlelerinde şu sıralı süreçle uygulanır:

  1. Hormonal Hazırlık ve Stabilizasyon: Tümörün türüne göre salgılanan aşırı hormonlar ilaçlarla bloke edilir, kan basıncı ve elektrolitler dengelenir. 
  2. Anestezi ve Pozisyonlandırma: Genel anestezi altında hasta lateral dekubitus (yan yatış) veya prone (yüzüstü) pozisyona alınır. 
  3. Minimal İnvaziv Giriş: Karın duvarından veya sırttan 3-4 adet mikro trokar (0.5 – 1 cm) yerleştirilerek kamera ve aletlerle girilir.
  4. Vasküler Diseksiyon ve Damar Kontrolü: Böbrek üstü bezinin ana drenajını sağlayan santral adrenal ven titizlikle bulunur, kliplenir ve kesilir. 
  5. Bezin Mobilizasyonu: Çevre böbrek, karaciğer veya dalak dokuları korunarak adrenal bez tümörü çevre yağ dokusuyla birlikte serbestleştirilir. 
  6. Örnek Çıkarma ve Kapanış: Kitle özel bir endobag (numune torbası) içine alınarak trokar yerinden dışarı çıkarılır, hemostaz sağlanarak dikişlerle kapatılır.

Adrenal Bez Tümörleri Hangi Belirtileri Verir?

Böbrek üstü bezi tümörleri salgıladıkları hormonun türüne göre dramatik klinik tablolar üretir:

 – Feokromositoma: Aşırı adrenalin ve noradrenalin salınımına bağlı kontrolsüz tansiyon atakları, çarpıntı, baş ağrısı ve aşırı terleme nöbetleri.

– Cushing Sendromu Cerrahisi Gerektiren Adenomlar: Aşırı kortizol üretimi sonucu yüzde yuvarlaklaşma (ay dede yüzü), sırtta yağ kamburu, mor cilt çatlakları, kontrolsüz şeker ve kas erimesi.

– Conn Sendromu (Primer Hiperaldosteronizm): Aşırı aldosteron salınımı nedeniyle dirençli yüksek tansiyon ve kanda potasyum düşüklüğüne bağlı kas krampları.

– İnsidentaloma (Rastlantısal Kitleler): Başka bir nedenle çekilen tomografide tesadüfen saptanan, 4 cm’den büyük veya kanser şüphesi taşıyan kitleler.

Laparoskopik Sürrenalektomi Ameliyatı Nasıl Uygulanır?

Laparoskopik sürrenalektomi, böbrek üstü bezi cerrahisinde açık cerrahiyi neredeyse tamamen terk ettiren modern altın standarttır. Karından yapılan transperitoneal veya sırttan retroperitoneal yaklaşımla kamera eşliğinde derin anatomik lojlara ulaşılır.

Büyütülmüş yüksek çözünürlüklü görüntü altında ana damarlar güvenle bağlanır. Ameliyat sonrası ağrı açık cerrahiye kıyasla yok denecek kadar azdır; hastalar ertesi gün ayağa kalkar, 1-2 gün içinde taburcu edilir. İleri vakalarda üç boyutlu görüntüleme ve yüksek manevra kabiliyeti sunan robotik endokrin cerrahi platformları da yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Feokromositoma Ameliyatı Öncesi Hangi Hazırlıklar Yapılır?

Feokromositoma, cerrahisi en riskli endokrin patolojidir. Ameliyat esnasında tümöre dokunulduğu anda dolaşıma masif miktarda katekolamin (adrenalin/noradrenalin) boşalabilir; bu durum tansiyonun 250-300 mmHg’ye fırlamasına, beyin kanamasına veya ölümcül aritmilere yol açabilir.

Bu fırtınayı engellemek için ameliyattan en az 10-14 gün önce alfa bloker ilaçlar (fenoksibenzamin veya doksazosin) başlanarak damar yatağı genişletilir. Ardından refleks taşikardiyi önlemek için beta bloker eklenir. Damar yatağını doldurmak için hastaya yoğun sıvı ve tuz yüklemesi yapılır. Bu titiz medikal hazırlık tamamlanmadan feokromositoma hastası kesinlikle ameliyata alınamaz.

Pankreas ve Diğer Organların Nöroendokrin Tümörleri Nasıl Tedavi Edilir?

Gastroenteropankreatik nöroendokrin tümörler, hormon salgılama potansiyeli olan nöroendokrin hücrelerden köken alır ve tedavi stratejisi katı hasta adayı kriterlerine dayanır:

 – Cerrahi Kür İçin Uygun Adaylar:

– İnsülinoma Rezeksiyonu: Pankreasta aşırı insülin salgılayarak bayılma ve açlık hipoglisemisi yapan küçük, tekil iyi huylu adenomlar (tümörün sadece kendisinin çıkarıldığı enükleasyon veya laparoskopik distal pankreatektomi ile %98 tam şifa sağlanır).

– Gastrinoma Cerrahisi (Zollinger-Ellison Sendromu): Midede iyileşmeyen ağır ülserlere yol açan gastrin üreten tümörlerin lenf nodu diseksiyonu ile radikal çıkarılması.

– Lokalize, çevre dokuya veya karaciğere yayılmamış olan Evre I ve Evre II fonksiyonel/fonksiyonel olmayan nöroendokrin tümörler.

– Cerrahi Öncesi Sistemik Tedavi Gerektiren Adaylar:

– Karaciğere yaygın metastaz yapmış, primer odağı kontrolsüz agresif Grade 3 nöroendokrin karsinomlar (öncelikle somatostatin analogları, hedefe yönelik akıllı moleküller veya peptid reseptör radyonüklid tedavi – PRRT planlanır).

Endokrin Cerrahisinin Olası Riskleri Nelerdir?

Yüksek hacimli ve deneyimli merkezlerde komplikasyon oranları %1-2’nin altında olmakla birlikte, her cerrahi müdahalede olduğu gibi belirli riskler mevcuttur:

 – Postoperatif Kanama Kontrolü: Boyun bölgesindeki zengin damar ağı nedeniyle ilk 24 saat içinde gelişebilecek hematom (kan toplanması) hava yolunu tıkayabileceğinden acil drenaj gerektirebilir.

– Ses Teli Sinir Hasarı: Rekürren laringeal sinir travmasına bağlı geçici veya kalıcı ses kısıklığı riski.

– Hipoparatiroidizm ve Hipokalsemi: Tiroid ameliyatı sırasında paratiroid bezlerinin beslenmesinin bozulmasıyla kalsiyum düşüklüğü gelişmesi.

– Pnömotoraks Riski: Sürrenalektomi esnasında diyafram komşuluğunda akciğer zarına mikro hava kaçağı olması.

– Addison Krizi (Akut Adrenal Yetersizlik): Çift taraflı böbrek üstü bezi ameliyatlarından sonra steroid replasmanı yapılmazsa gelişen hipotansiyon şoku.

Tiroid Ameliyatı Sonrası Kalıcı Ses Kısıklığı Olur mu?

Deneyimli endokrin cerrahların yaptığı ameliyatlarda kalıcı ses teli felci riski %1’in altındadır. Ameliyat esnasında rekürren laringeal sinir kesilmemiş olsa dahi, cerrahi manipülasyona veya koter ısısına bağlı olarak geçici sinir ödemi (nöropraksi) gelişebilir.

Bu geçici ses çatallanması ve yorulması genellikle birkaç hafta ila 3 ay içerisinde sinir ödemi çözüldükçe tamamen düzelir. Ayrıca sesin tiz tonlarını kontrol eden superior laringeal sinirin dış dalı zedelendiğinde ses kalıcı olarak kısılmaz; ancak bağırma, şarkı söyleme veya yüksek perdeden konuşma yeteneği kısıtlanabilir. İntraoperatif nöromonitörizasyon kullanımı her iki sinir dalının da hasarsız korunmasında en güçlü güvencedir.

Ameliyat Sonrası Kalsiyum Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Total tiroidektomi sonrasında paratiroid bezleri yerinde kalsa dahi, paylaştıkları kılcal damarların spazmı nedeniyle geçici olarak tembelleşebilir. Bu durum kanda kalsiyumun düşmesine ve parmak uçlarında, dudak çevresinde uyuşma, karıncalanma ve kas kramplarına (hipokalsemi tablosu) yol açar.

Tedavide hafif semptomları olan hastalara oral kalsiyum karbonat tabletleri ve emilimi artıran aktif D vitamini (kalsitriol) başlanır. Ellerde kasılma (tetani) gelişen şiddetli vakalarda ise damar yolundan yavaş infüzyonla kalsiyum glukonat ampul uygulanarak hasta hızla rahatlatılır. Vakaların %95’inde paratiroid bezleri 2-4 hafta içinde toparlar ve ilaçlar kademeli olarak kesilir; kalıcı hipoparatiroidizm oranı %1-2 civarındadır.

Tiroid ameliyatında ses tellerini yöneten sinirin intraoperatif sinir monitörizasyonuyla izlenmesi

Endokrin Cerrahisi Sonrası İyileşme Süreci Nasıl İlerler?

Operasyon sonrası nekahet ve rehabilitasyon dönemi belirli klinik aşamalarla seyreder:

 – İlk 24 Saat: Hasta ameliyattan 4-6 saat sonra ayağa kalkar, berrak sıvı gıdalarla beslenmeye başlar. Boyun veya karındaki drenler kontrol edilir, kalsiyum takibi yapılır.

– 1. ve 2. Gün: Hastaların büyük çoğunluğu drenleri çekilerek taburcu edilir. Ağızdan beslenme normale döner; evde hafif günlük aktivitelere izin verilir.

– 1. Hafta: Boyundaki koruyucu bantlar çıkarılır, yara yeri iyileşmesi kontrol edilir. Varsa patoloji sonucu konseyde değerlendirilir ve hormon replasman dozu ayarlanır.

– 2. ve 4. Hafta: Masa başı çalışanlar 7-10. günde işe döner. Boyun kaslarını zorlamayan hafif yürüyüşler serbesttir; ameliyat izini korumak için güneş koruyucu protokolü başlatılır.

– 3. Ay: Tiroid dokusu tamamen alınan hastalarda hormon düzeyleri analizi yapılarak TSH düzeyi hedeflenen aralıkta stabilize edilir; paratiroid ve adrenal fonksiyonlar nihai dengesine kavuşur.

Ameliyat Sonrası Hormon İlaçları Ömür Boyu Kullanılır mı?

Bu durum çıkarılan dokunun miktarına bağlıdır. Total tiroidektomi ameliyatı ile tiroid bezinin tamamı alınan hastalar, vücudun üretemediği T4 hormonunu dışarıdan karşılamak için her sabah aç karnına tek doz sentetik levotiroksin sodyum hapı kullanmak zorundadır; bu ilaç ömür boyudur ancak vücudun doğal hormonunun birebir kopyasıdır ve yan etkisi yoktur.

Tek taraflı lobektomi yapılan hastaların yaklaşık %70’inde ise geride kalan diğer tiroid lobu vücudun ihtiyacını tek başına karşılar ve hasta hiçbir hormon ilacına ihtiyaç duymaz. Tek taraflı adrenalektomide de diğer böbrek üstü bezi tüm hormon üretimini tek başına devralır; yalnızca her iki adrenal bezi birden alınan bilateral cerrahi hastalarında ömür boyu kortizon ve mineralokortikoid hapı gerekir.

Boyundaki Dikiş İzi Ne Kadar Sürede Kaybolur?

Standart açık tiroid ameliyatlarında kesi boynun alt kısmındaki doğal kıvrım çizgilerine (Kocher insizyonu) yerleştirilir ve estetik emilebilir cilt altı dikişlerle kapatılır; dikiş aldırma işlemi gerekmez.

Yara yeri iyileşmesi ilk haftalarda hafif pembe ve sert bir çizgi halindedir. İkinci aydan itibaren doku yumuşar ve rengi solar. Yaklaşık 6 ila 12 ayın sonunda dikiş çizgisi ten rengine yaklaşarak boyundaki doğal katlantı çizgileriyle bütünleşir ve karşıdan bakıldığında neredeyse fark edilmez hale gelir. İyileşme evresinde yaranın doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması ve silikon bazlı skar jellerinin kullanılması iz kalitesini mükemmelleştirir.

Endokrin hastalıkların cerrahi yönetimi, çoklu disiplinlerin kusursuz uyumunu gerektirir:

 – Endokrin Cerrahi / Genel Cerrahi Uzmanı: Tiroid, paratiroid ve adrenal ameliyatlarını, sinir monitörizasyonunu ve boyun diseksiyonlarını bizzat gerçekleştiren cerrahi otoritedir.

– Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı: Hastayı ameliyata hormonal olarak hazırlayan, biyokimyasal testleri yürüten ve ameliyat sonrası ömür boyu hormon takibini planlayan hekimdir.

– Girişimsel Radyoloji Uzmanı: Tiroid nodüllerinin ultrasonografik biyopsilerini (İİAB) uygulayan ve paratiroid haritalamasını yapan uzmandır.

– Nükleer Tıp Uzmanı: Sestamibi sintigrafisi ile adenom yerini tespit eden ve kanser sonrası radyoaktif iyot tedavisi hazırlığı süreçlerini yöneten branştır.

– Tıbbi Patoloji Uzmanı: Biyopsi materyallerini ve ameliyat esnasında gönderilen donuk kesitleri (frozen section) mikroskobik inceleyen hekimdir.

Ankara kliniğimizde; İç Anadolu Bölgesi’nin endemik guatr kuşağı ve iyot eksikliği geçmişine bağlı zengin nodüler hasta popülasyonu gözetilerek, dünya standartlarında cerrahi ve onkolojik tedavi protokolleri uygulanmaktadır.

Endokrin Cerrahi Raporlarındaki Terimler ve Anlamları

Böbrek Üstü Bezi Hormon Tahlilleri

Terim Anlamı
Plazma serbest metanefrin / normetanefrin (24 saatlik idrar fraksiyone metanefrinleri) Böbrek üstü bezinin iç kısmında (medulla) yapılan adrenalin ve noradrenalinin yıkım ürünleridir; feokromositoma (bu hormonları fazla salgılayan böbrek üstü bezi tümörü) taramasında kanda ya da 24 saatlik idrarda ölçülür. Kılavuza göre referans aralığının üst sınırının 2 katı ve üzerindeki değerler tanı için anlamlıdır; 2 katından az yükseklik belirsiz sayılır ve test tekrarlanır. Test günü alkol, nikotin ve kafeinden kaçınılır; trisiklik antidepresanlar ve alfa blokerler gibi bazı ilaçlar sonucu yanlış yüksek gösterebilir.
3-metoksitiramin (3-MT) Dopaminin yıkım ürünüdür; dopamin salgılayan tümörden şüphelenildiğinde ve yayılmış (metastatik) hastalık araştırılırken ölçülür. Kılavuza göre plazmada artmış 3-metoksitiramin, tümörün kötü huylu davranışını göstermede dopamin ölçümünden daha duyarlı bir belirteçtir. Feokromositomalı hastada yüksek bulunması, ameliyat öncesinde metastaz taraması yapılacak durumlar arasında sayılır.
Kromogranin A (CgA) Feokromositomada ve diğer nöroendokrin tümörlerde (sinir ve hormon hücresi özelliği taşıyan hücrelerden gelişen tümörler) kanda yükselen bir belirteçtir; normal sınırı laboratuvarın raporunda yazar. Kılavuza göre tansiyon ilaçları sonucu etkilemez, ancak böbrek fonksiyonunun orta derecede bozulması bile tümör olmadan belirgin yükseklik yapabilir. Metanefrinler yalnız orta düzeyde yüksek ya da normal çıktığında yüksek CgA tanıya ipucu verir.
Plazma aldosteron konsantrasyonu (PAK), plazma renin aktivitesi (PRA) / direkt renin konsantrasyonu Aldosteron böbrek üstü bezinin tuz (sodyum) ve potasyum dengesini düzenleyen hormonudur; renin, aldosteron salgısını kontrol eden renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin parçasıdır. Primer hiperaldosteronizm (Conn sendromu) taramasında ikisi aynı kanda, sabah 08:00-09:30 arasında, 15 dakika oturduktan sonra ölçülür. Kılavuza göre aldosteron 10 ng/dL üzerindeyken renin baskılıysa (PRA 1 ng/mL/saat altında) tarama pozitiftir ve doğrulama testi yapılır; düşük potasyumu olan hastada aldosteron 20 ng/dL üzerinde ve renin belirgin baskılıysa doğrulama testine gerek görülmeyebilir.
Aldosteron / renin oranı (ARO, ARR) Plazma aldosteronunun (ng/dL) plazma renin aktivitesine (ng/mL/saat) bölünmesiyle bulunan sayıdır. Kılavuza göre oranın 20’nin üzerinde olması tarama testini pozitif yapar; ancak karar yalnız orana göre verilmez, aldosteronun yüksek ve reninin baskılı olması da aranır. Beta bloker, ağrı kesici (NSAİİ) ve doğum kontrol hapı yanlış pozitif; spironolakton gibi aldosteron karşıtı ilaçlar, ACE inhibitörleri ve düşük potasyum yanlış negatif sonuç verebilir.
Salin infüzyon testi Primer hiperaldosteronizmi doğrulamak için 4 saat boyunca damardan saatte 500 mL serum fizyolojik (tuzlu su) verilip test öncesi ve sonrası aldosteronun ölçüldüğü testtir. Kılavuza göre test sonunda aldosteron 10 ng/dL üzerindeyse tanı doğrulanır, 5 ng/dL altındaysa dışlanır; 5-10 ng/dL arası gri bölgedir. Kalp ya da böbrek yetmezliği, kontrolsüz tansiyon ve düşük potasyum varsa yapılmaz.
Kaptopril baskılama testi Primer hiperaldosteronizmi doğrulamak için ağızdan 25-50 mg kaptopril (bir tansiyon ilacı) verilip 60 ya da 120 dakika sonra aldosteron ve reninin yeniden ölçüldüğü testtir. Kılavuza göre aldosteron %30’dan az baskılanır ve renin baskılı kalırsa test pozitiftir. Böbrek yetmezliğinde ve gebelikte yapılmaz.
Oral sodyum yükleme testi Primer hiperaldosteronizmi doğrulamak için ardışık 3 gün boyunca günde 6 g’dan fazla sodyum alınıp 3. gün 24 saatlik idrarda aldosteron, sodyum ve kreatinin ölçülen testtir. Kılavuza göre idrarla sodyum atılımı 24 saatte 200 mEq’in üzerindeyken idrar aldosteronu 12 mcg’ın üzerindeyse test pozitiftir. Kalp ya da böbrek yetmezliği, kontrolsüz tansiyon ve düşük potasyum varsa yapılmaz.
1 mg deksametazon baskılama testi (1 mg DST) Gece 1 mg deksametazon (kortizon benzeri ilaç) alındıktan sonra kandaki kortizolün ölçüldüğü testtir; böbrek üstü bezinde kitle saptanan herkese yapılır. Kılavuza göre test sonrası kortizol 1,8 µg/dL ve altındaysa kortizol fazlalığı dışlanır ve ek değerlendirme gerekmez. 1,8 µg/dL üzerindeyse hafif otonom kortizol sekresyonu olarak değerlendirilir; ACTH ölçülür ve test tekrarlanarak doğrulanır.
Hafif otonom kortizol sekresyonu (eski adıyla subklinik Cushing sendromu) Böbrek üstü bezindeki kitlenin, belirgin Cushing bulguları olmadan, beynin kontrolünden (ACTH) bağımsız olarak hafif fazla kortizol salgılamasıdır. Kılavuza göre 1 mg deksametazon testinden sonra kortizolün 1,8 µg/dL üzerinde kalmasıyla tanımlanır ve rastlantısal adrenal kitlelerde en sık görülen hormon bozukluğudur. Bu hastalar şeker hastalığı, şişmanlık, yüksek tansiyon ve omurga kırığı riski açısından değerlendirilir; tedavi kararı birden çok uzmanlığın ortak değerlendirmesiyle verilir.
DHEA-S düşük / yüksek (dehidroepiandrosteron sülfat) Böbrek üstü bezinin kabuk kısmının (korteks) yaptığı androjenlerden (erkeklik hormonları) biridir. Kılavuza göre beyin ile böbrek üstü bezi arasındaki eksen uzun süre baskılandığında azaldığı için, adrenal kitlesi olan hastada düşük DHEA-S hafif otonom kortizol sekresyonunu destekleyebilir; ancak yaşa göre referans değerleri iyi belirlenmemiştir. Adrenokortikal karsinom (böbrek üstü bezi kabuk kanseri) şüphesinde ise ölçülür; bu hastaların yarısında seks hormonları ya da öncülleri yüksek bulunur.

Böbrek Üstü Bezi Görüntülemesi

Terim Anlamı
Adrenal insidentaloma (rastlantısal adrenal kitle) Başka bir nedenle çekilen görüntülemede tesadüfen görülen, 1 cm ve üzerindeki böbrek üstü bezi kitlesidir. Kılavuza göre büyük çoğunluğu iyi huylu, hormon salgılamayan adenomdur; bir çalışmada adrenal kanserlerin %90’ından fazlasında çap 4 cm ve üzerinde bulunmuştur. Raporda bu ifade varsa kitlenin hormon salgılayıp salgılamadığı (1 mg DST, gerekirse metanefrin ve aldosteron tahlilleri) ve görüntüleme özellikleri ayrıca değerlendirilir.
Kontrastsız BT’de ≤10 HU / lipidden zengin adenom Hounsfield ünitesi (HU), tomografide dokunun yoğunluğunu gösteren ölçüdür; yağlı doku düşük değer verir. Kılavuza göre kontrastsız BT’de homojen ve 10 HU ya da altındaki adrenal kitle iyi huyludur (lipidden zengin adenom), ek görüntüleme gerekmez ve böyle bir kitlenin feokromositoma olması beklenmez. Adrenokortikal karsinomda yoğunluk yüksektir; 20 HU üzerindeki değer bu kanser için %99-100 duyarlıdır.
Belirsiz (indeterminate) adrenal lezyon Kontrastsız BT’de 10 HU üzerinde olan ve lipidden zengin adenom ya da miyelolipom ölçütlerine uymayan adrenal kitlelere verilen addır. Kötü huylu demek değildir; kılavuza göre adenomların yaklaşık %30’u da yağ içeriği düşük olduğu için 10 HU’nun üzerindedir. Bu kitleler kontrastlı yıkanma (washout) BT ya da kimyasal kayma MR ile incelenir ve endokrinoloji, radyoloji ve cerrahinin ortak konseyinde değerlendirilir.
Mutlak / rölatif washout (yıkanma) oranı Kontrastlı tomografide verilen ilacın kitleden ne hızla temizlendiğini gösteren yüzdedir; 15. dakika görüntüleriyle hesaplanır. Kılavuza göre mutlak washout %60’ın, rölatif washout %40’ın üzerindeyse yağ içeriği az olan adenom lehinedir; feokromositomada yıkanma bu değerlerin altında kalır. Feokromositomaların ve bazı kötü huylu kitlelerin de adenom gibi yıkanabildiği bildirildiği için bu oran tek başına tanı koydurmaz.
Kimyasal kayma (kimyasal shift) MR, out-faz sinyal kaybı Su ve yağdaki protonların farklı frekansından yararlanarak dokudaki çok küçük yağı gösteren MR tekniğidir. Kılavuza göre out-faz görüntülerde sinyalin homojen düşmesi (sinyal kaybı) lipidden zengin adenom lehinedir ve en çok kontrastsız BT’de 10-30 HU arasındaki kitlelerde işe yarar. Feokromositomada ve adrenokortikal karsinomda bu sinyal kaybı görülmez.
Miyelolipom Tomografide geniş yağ alanları görülen, iyi huylu bir böbrek üstü bezi kitlesidir. Kılavuza göre kitlenin yoğunluğu çevresindeki karın arkası yağ dokusuyla aynıysa ve -15 HU ya da altındaysa miyelolipom tanısı konabilir. Rastlantısal adrenal kitlelerin %3-6’sını oluşturur (ülkemizdeki bir seride %2,1).
Adrenal SUVmax / karaciğer SUVmax oranı (18F-FDG PET/BT) 18F-FDG PET, kötü huylu hücrelerin şekeri daha çok tutmasına dayanan görüntülemedir; tutulum SUV (standart tutulum değeri) ile ölçülür. Kılavuza göre adrenal kitlenin SUVmax değerinin karaciğerinkine oranı 1,45-1,60’ın altındaysa kötü huylu olma olasılığı büyük ölçüde dışlanır. Feokromositoma da şekeri yoğun tuttuğu için yüksek çıkabilir; 10 mm’den küçük kitlelerde ve kan şekeri yüksekken güvenilirlik azalır.
T2’de “ampul (light bulb)” parlaklığı Feokromositomanın MR’daki klasik görünümüdür: T2 ağırlıklı görüntülerde tümör karaciğere göre belirgin parlak (hiperintens) görünür. Kılavuza göre tümör yağdan fakir olduğu için in-faz ve out-faz görüntülerde sinyal baskılanması olmaz; tomografide yoğunluğu 10 HU’nun üzerinde, genellikle 30-40 HU’dur. Tümörün varlığı metanefrin tahlilleriyle, yeri görüntülemeyle gösterilir.

Feokromositoma ve Nöroendokrin Tümörde Fonksiyonel Görüntüleme

Terim Anlamı
68Ga-DOTATATE PET/BT (somatostatin reseptör görüntülemesi) Tümör hücrelerindeki somatostatin reseptörlerine (hormonun bağlandığı noktalar) tutunan radyoaktif işaretli ilaçla yapılan PET görüntülemesidir. Kılavuza göre yayılmış feokromositoma ve paragangliomada duyarlılığı %93’tür; dalak, karaciğer ve sindirim sisteminde normal (fizyolojik) tutulum görülebilir. 177Lu-DOTATATE tedavisi planlanan hastalarda bu görüntüleme önerilir.
123I-MIBG sintigrafisi Noradrenaline benzeyen ve radyoaktif iyotla işaretlenen bir maddeyle (metaiyodobenzilguanidin) yapılan sintigrafidir. Kılavuza göre feokromositomada duyarlılığı %83-100, özgüllüğü %98-100’dür; yayılmış ve kalıtsal tümörlerde duyarlılık %53-60’a düşer. İlk tercih değildir; çoğunlukla ameliyat edilemeyen ya da yayılmış tümörde 131I-MIBG tedavisi düşünülüyorsa istenir.
18F-DOPA PET/BT (18F-FDOPA) Adrenalin ve noradrenalin yapımının öncüsü olan L-DOPA’nın radyoaktif işaretli benzeriyle yapılan PET görüntülemesidir. Kılavuza göre RET ve NF1 gibi gen değişiklikleriyle ilişkili tümörlerde ve baş-boyun paragangliomalarında tutulum yüksektir; metastaz varsa duyarlılık düşer. VHL ve RET, NF1, MAX değişikliği bilinen hastalarda ilk seçilecek fonksiyonel görüntüleme yöntemidir.

Patoloji Raporu

Terim Anlamı
Weiss skoru Böbrek üstü bezi kabuğundan gelişen tümörün iyi ya da kötü huylu olduğunu ayırmak için patoloğun dokuz mikroskobik özelliği puanladığı sistemdir. Kılavuza göre 3 ve üzeri skor kötü huylu (adrenokortikal karsinom) kabul edilir; onkositik alt tipte başka bir sistem (Lin-Weiss-Bisceglia) kullanılır. Karsinom raporunda bununla birlikte mitoz sayısı, Ki-67 indeksi (hücre çoğalma hızı), rezeksiyon durumu, kapsül ve çevre doku invazyonu ve lenf bezi tutulumu da yazılır.
ENSAT evresi (Evre I-IV, adrenokortikal karsinom) Adrenokortikal karsinomun yayılımını dört evrede gösteren sınıflamadır. Kılavuzdaki tabloya göre Evre I 5 cm’lik, Evre II 5 cm’den büyük ve yayılmamış tümördür; Evre III çevre yağ dokusuna ya da organlara uzanan veya lenf bezine yayılan, Evre IV uzak organ metastazı olan tümördür. Beş yıllık sağ kalım Evre I’de %82, Evre II’de %61, Evre III’te %50, Evre IV’te %13 olarak verilmiştir.
Düşük / yüksek nüks riski (adrenokortikal karsinom) Ameliyattan sonra patoloji sonucuna göre yapılan risk gruplamasıdır. Kılavuza göre Evre I-II, tümörün tamamen çıkarıldığı (R0) ve Ki-67 %10 ya da altında olan hastalar düşük / orta risk; Evre III, mikroskobik artık kalan (R1) ve Ki-67 %10’un üzerinde olan hastalar yüksek risk grubundadır. Yüksek riskte ameliyat sonrası en az iki yıl mitotan verilir; Ki-67 %20 ve üzeri çok yüksek risk sayılır.
PASS / GAPP skoru (feokromositoma) Feokromositoma ve paraganglioma patolojisinde tümörün yayılma eğilimini tahmin etmek için kullanılan puanlama sistemleridir. Kılavuza göre bu skorlar prognozu tam öngöremez; kötü huylu (metastatik) tanısı yalnız tümörün başka bir organda gösterilmesiyle konur. 5 cm’den büyük tümör, yüksek Ki-67 ya da mitoz sayısı, damar invazyonu ve SDHB gen değişikliği metastaz riskini artıran özelliklerdir.
Paraganglioma (FPGL: feokromositoma ve paraganglioma) Feokromositomayla benzer hücrelerden (kromaffin hücreler), böbrek üstü bezinin dışında gelişen tümördür; raporlarda ikisi birlikte FPGL diye kısaltılır. Kılavuza göre tümörlerin %85-90’ı böbrek üstü bezi içindedir (feokromositoma), %10-15’i bezin dışındadır (paraganglioma); paragangliomalar baş-boyun, göğüs, karın, leğen ve mesanede görülebilir. Paragangliomada kötü huylu olma riski daha yüksektir ve paraganglioma saptanan herkese genetik analiz yapılır.
NET G1 / G2 / G3 (nöroendokrin tümör derecesi) İyi diferansiye (hücreleri normal dokuya benzeyen) nöroendokrin tümörlerin çoğalma hızına göre derecelendirilmesidir; mitoz sayısı (2 mm²’de) ve Ki-67 indeksiyle belirlenir. DSÖ 2019 sınıflamasına göre G1’de mitoz 2’nin, Ki-67 %3’ün altında; G2’de mitoz 2-20, Ki-67 %3-20; G3’te ikisi de 20’nin üzerindedir. İki değer farklı dereceyi gösterirse yüksek olan esas alınır; G1 düşük, G2 orta, G3 yüksek derece demektir.
NEC (nöroendokrin karsinom, kötü diferansiye) Hücreleri normal dokuya az benzeyen (kötü diferansiye) nöroendokrin kanserdir; küçük hücreli ve büyük hücreli tipleri vardır. DSÖ 2019 sınıflamasına göre NEC’de mitoz ve Ki-67 20’nin üzerindedir; tanım gereği yüksek derecelidir ve ayrıca derecelendirilmez. Raporda “NET G3” ile “NEC” farklı tanılardır: G3 NET yüksek dereceli olsa da genetik olarak iyi diferansiye kalır.

Genetik Test Raporu

Terim Anlamı
MEN1 (multipl endokrin neoplazi tip 1) MEN1 genindeki değişikliğe bağlı, birden çok hormon bezinde tümör gelişen kalıtsal sendromdur; bu gen normalde hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını önleyen menin proteinini yapar. Sıklıkla paratiroid bezlerinde, hipofiz bezinde ve pankreasta tümöre yol açar; yaklaşık 30.000 kişide 1 görülür. Çoğu hastada değişiklik anne ya da babadan geçer (otozomal dominant), bir kısmında ailede öykü olmadan yeni ortaya çıkar; genetik test raporunda MEN1 geninde hastalık yapan değişiklik bulunması bu sendromu gösterir.
MEN2A (multipl endokrin neoplazi tip 2A) RET proto-onkogenindeki değişikliğe bağlı kalıtsal sendromdur. Kılavuza göre bileşenleri feokromositoma (sıklıkla iki taraflı, metastaz riski düşük), medüller tiroid kanseri ve primer hiperparatiroidizmdir (paratiroid bezlerinin fazla çalışması). MEN2’nin en sık bulgusu medüller tiroid kanseridir; hiperparatiroidizm yalnız tip 2A’da görülür.
MEN2B (multipl endokrin neoplazi tip 2B) Bu da RET proto-onkogenindeki değişikliğe bağlı kalıtsal sendromdur. Kılavuza göre bileşenleri feokromositoma, medüller tiroid kanseri, ganglionöroma, mukokutanöz nöroma (deri ve mukozada sinir dokusu kaynaklı oluşum) ve marfanoid (Marfan sendromuna benzeyen) vücut yapısıdır; hiperparatiroidizm bu tipte görülmez. MEN2 olgularının yaklaşık %5’i tip 2B’dir.
SDHx gen mutasyonu (SDHA, SDHB, SDHC, SDHD, SDHAF2) Süksinat dehidrogenaz enziminin alt birimlerini kodlayan genlerdeki değişikliktir ve ailesel feokromositoma-paraganglioma sendromuna yol açar; otozomal dominant geçer. Kılavuza göre kalıtsal FPGL’lerin neredeyse yarısında SDHx değişikliği vardır, çoğu SDHB’dir; SDHB alt tipi kötü huylu seyir açısından yüksek risklidir ve yakın takip gerektirir. Bu değişikliği taşıyanlarda böbrek hücreli kanser ve GIST (gastrointestinal stromal tümör, mide-bağırsak sisteminde gelişen bir tümör türü) riski de vardır.
VHL (von Hippel-Lindau hastalığı) VHL genindeki değişikliğe bağlı kalıtsal sendromdur. Kılavuza göre hastaların yaklaşık %10-20’sinde tek ya da iki taraflı, metastaz riski düşük feokromositoma gelişir; göz ağı tabakası (retina) ve merkezi sinir sistemindeki hemanjioblastomlar (damar kaynaklı tümörler), böbrek hücreli karsinom ve pankreas nöroendokrin tümörü de görülebilir. Bu hastalara feokromositoma için yıllık biyokimyasal tarama yapılır.
NF1 (nörofibromatozis tip 1) NF1 genindeki değişikliğe bağlı kalıtsal sendromdur. Kılavuza göre bu hastalarda feokromositoma sıklıkla iki taraflıdır ve metastaz riski yüksektir; deride nörofibromlar, sütlü kahve renkli (cafe-au-lait) lekeler, kasık ve koltuk altında çillenme görülür. Feokromositoma tanısı alan hastada bu bulguların olması genetik tarama nedenidir.
Küme 1 / Küme 2 / Küme 3 (feokromositoma genetik kümeleri) Feokromositoma ve paragangliomaların taşıdıkları gen değişikliğine göre üç gruba ayrılmasıdır. Kılavuza göre Küme 1 (SDHx, VHL, FH, EPAS1) tümörleri çoğunlukla bezin dışında yerleşir, noradrenalin salgılar ve metastaz ya da nüks riski nedeniyle yakın takip ister; Küme 2 (RET, NF1, TMEM127, MAX) tümörleri çoğunlukla bezin içindedir, adrenalin salgılar ve daha az agresif seyreder. Küme 3’te (CSDE1, MAML3) nüks ve metastaz riski bildirilmiştir, MAML3 ilişkili tümörler daha agresiftir; takip ve tedavi kümeye göre planlanır.

Böbrek Üstü Bezi Ameliyat Notu

Terim Anlamı
Laparoskopik lateral transperitoneal adrenalektomi Böbrek üstü bezinin karın boşluğundan, kamerayla ve küçük deliklerden çıkarıldığı kapalı ameliyattır. Bir derlemeye göre hasta, ameliyat edilecek taraf yukarıda kalacak biçimde yan yatırılır; sol tarafta 3, sağ tarafta 4 giriş deliği (trokar) kullanılır. Kılavuza göre feokromositoma ve primer hiperaldosteronizmde, daha az komplikasyon ve kısa hastanede kalış nedeniyle tercih edilen yöntem laparoskopik adrenalektomidir.
Posterior retroperitoneoskopik adrenalektomi (PRA) Böbrek üstü bezine karın boşluğuna girmeden, sırttan ulaşılan kapalı ameliyattır. Bir derlemeye göre hasta yüzüstü yatırılır ve 12. kaburganın ucunun hemen altından yapılan 15 mm’lik kesiyle başlanır; komşu organların ayrılıp kaydırılması gerekmez. Aynı derlemeye göre 8 cm’den küçük tümörlerin bu yöntemle güvenle çıkarılabildiği bildirilmiştir.
Parsiyel (kortikal koruyucu) adrenalektomi Böbrek üstü bezinin tamamı yerine yalnız tümörlü kısmın çıkarılıp sağlam kabuk (korteks) dokusunun bırakıldığı ameliyattır. Kılavuza göre iki taraflı feokromositomada adrenal yetmezlik riskini azaltmak için tercih edilir. Bir derlemeye göre hastaların çoğunda steroid ilacı ihtiyacını ortadan kaldırabilir.
Açık adrenalektomi Böbrek üstü bezinin kapalı (laparoskopik) yöntem yerine açık cerrahiyle çıkarılmasıdır. Kılavuza göre 6 cm’nin üzerindeki ve çevreye yayılmış (invaziv) feokromositomalarda tam çıkarmayı sağlamak ve tümörün yırtılmasını önlemek için tercih edilir. Adrenokortikal karsinomda standart yöntemdir; kapalı yöntem yalnız 6 cm’den küçük ve yayılmadığı bilinen seçilmiş tümörlerde önerilebilir.
İntraoperatif hipertansif kriz Feokromositoma ameliyatında anestezi başlarken ya da tümöre dokunulurken kana fazla adrenalin-noradrenalin geçmesiyle tansiyonun aşırı yükselmesidir. Kılavuza göre ameliyat öncesi ilaç hazırlığının iki temel amacından biri bunu, diğeri ameliyat sonrası nabız ve tansiyon düşüklüğünü önlemektir. Ameliyat sırasında gelişirse damardan verilen kısa etkili alfa bloker (fentolamin) gibi ilaçlarla kontrol edilir.

Ameliyat Öncesi İşlem ve Ameliyat Sonrası Notlar

Terim Anlamı
Adrenal venöz örnekleme (AVÖ), lateralizasyon Primer hiperaldosteronizmde aldosteronun tek bezden mi iki bezden mi fazla salgılandığını ayırmak için, kateterle sağ ve sol böbrek üstü bezi toplardamarlarından ve çevre damardan kan alınarak aldosteron ve kortizol ölçülmesidir. Kılavuza göre kosintropin uyarısıyla yapılan işlemde baskın taraftaki aldosteron/kortizol oranının öbür tarafa oranı 4 ve üzerindeyse lateralizasyon (tek taraflı salgı) vardır ve o tarafın ameliyatı düşünülür; 3’ün altındaysa salgı iki taraflıdır ve ilaç tedavisi önerilir. Kortizol, kateterin doğru damara girdiğini doğrulamak için ölçülür.
HPA aksı toparlanması (ameliyat sonrası kortizol takibi) Kortizol salgılayan böbrek üstü tümörü çıkarıldıktan sonra, uzun süre baskılanmış olan beyin-böbrek üstü bezi ekseninin (HPA aksı) yeniden çalışmaya başlamasıdır. Kılavuza göre tek taraflı ameliyattan sonra bu süreç 18 aya kadar sürebilir ve 3 ayda bir kortizolle değerlendirilir. Kortizol 5 µg/dL altındaysa steroid ilacına devam edilir, 18 µg/dL üzerindeyse eksen toparlanmıştır; arada kalan değerlerde uyarı testi yapılır.
Glukokortikoid çekilme sendromu Kılavuzdaki tanıma göre yüksek dozda glukokortikoid (kortizon) etkisinden sonra doz azalırken adrenal yetersizliği düşündüren belirtilerin görülmesidir: bitkinlik, halsizlik, baş dönmesi, bulantı, iştahsızlık, kas ve eklem ağrıları. Kılavuz bunu Cushing sendromu ameliyatından sonraki sık sorunlar arasında sayar. Kortizol ve ACTH baskılı bulunabilir; takip ve tedavi kişiye göre planlanır.
Postoperatif hipoglisemi (feokromositoma ameliyatı sonrası) Feokromositoma çıkarıldıktan sonra kan şekerinin düşmesidir. Kılavuza göre nadir olsa da gelişebildiği için ameliyattan sonraki 24-48 saatte kan şekeri, tansiyon ve nabız izlenir. Başarılı ameliyattan sonra tansiyon genellikle normale döner, ancak bazı hastalarda 4-8 hafta yüksek kalabilir.
Postoperatif hiperkalemi / hipoaldosteronizm (primer hiperaldosteronizm ameliyatı sonrası) Tek taraflı aldosteron salgılayan tümör çıkarıldıktan sonra, baskılanmış olan karşı bezin yeterli aldosteron yapamaması ve kanda potasyumun yükselmesidir (hiperkalemi). Kılavuza göre ameliyat sonrası hiperkalemi sık görülür; bu yüzden ameliyattan sonraki ilk gün potasyum desteği ve aldosteron karşıtı ilaçlar kesilir. Fludrokortizon gerektiren hipoaldosteronizm hastaların yaklaşık %5’inde gelişir; tansiyon genellikle 1-6 ayda düzelir.

ICD-10 Tanı Kodları

Terim Anlamı
D35.0 Böbrek üstü bezinin iyi huylu neoplazmı DSÖ ICD-10’da “diğer iç salgı bezlerinin iyi huylu neoplazmı” grubunda böbrek üstü bezinin iyi huylu tümörü bu kodla yazılır. Raporda bu kod varsa böbrek üstü bezinde iyi huylu bir tümör tanısı vardır. Paratiroid bezinin iyi huylu tümörü D35.1, endokrin pankreasınki D13.7 ile ayrı yazılır.
D44.1 Böbrek üstü bezinin davranışı belirsiz ya da bilinmeyen neoplazmı İyi ya da kötü huylu olduğu belirlenemeyen böbrek üstü bezi tümörü bu kodla yazılır. Raporda bu kod varsa tümörün davranışı tanı anında netleşmemiştir. Kötü huylu olduğu kesinleşen tümör C74, iyi huylu olduğu kesinleşen tümör D35.0 ile yazılır.
C74.0 Böbrek üstü bezi korteksinin malign neoplazmı Böbrek üstü bezinin kabuk (korteks) kısmının kötü huylu tümörü bu kodla yazılır. Kılavuza göre adrenokortikal karsinom bu tabakadan köken alan kanserdir. Raporda bu kod varsa böbrek üstü bezi kabuğunda kanser tanısı vardır.
C74.1 Böbrek üstü bezi medullasının malign neoplazmı Böbrek üstü bezinin iç (medulla) kısmının kötü huylu tümörü bu kodla yazılır. Kılavuza göre feokromositoma bu kısmın kromaffin dokusundan gelişir; kötü huylu feokromositoma tanısı başka organda tümör görülmesiyle konur. Yeri belirtilmemiş kötü huylu böbrek üstü bezi tümörü C74.9 ile yazılır.
E26.0 Primer hiperaldosteronizm Conn sendromu ve iki taraflı böbrek üstü bezi büyümesine (hiperplazi) bağlı primer aldosteronizm bu kodla yazılır. Raporda bu kod varsa aldosteronun böbrek üstü bezinden kontrolsüz ve fazla salgılandığı tanısı vardır. Tek taraflı olduğu gösterilirse tedavisi o tarafın ameliyatıdır, iki taraflıysa ilaç tedavisidir.
E27.5 Adrenomedüller hiperfonksiyon Böbrek üstü bezinin iç kısmının (medulla) aşırı çalışması bu kodla yazılır; adrenomedüller hiperplazi ve katekolamin (adrenalin, noradrenalin) fazla salgısı bu koda girer. Raporda bu kod varsa bu hormonların fazla salgılandığı bir durum tanımlanmıştır.
E27.2 Addison krizi Adrenal kriz (böbrek üstü bezi kabuğu krizi) bu kodla yazılır. Kılavuza göre acil tedavi gerektirir; tabloya genellikle tansiyon düşüklüğü ve sıvı açığı hakimdir ve başlangıçta damardan 100 mg hidrokortizon verilir. Kılavuz iki taraflı adrenalektominin sonuçları arasında adrenal kriz riskini de sayar.
E27.4 Diğer ve tanımlanmamış adrenokortikal yetmezlik Başka yerde sınıflanmamış böbrek üstü bezi kabuğu yetmezliği bu kodla yazılır; böbrek üstü bezine kanama ya da enfarktüs ve hipoaldosteronizm (aldosteron eksikliği) bu koda girer. Raporda bu kod varsa bezin kabuğundan yeterli hormon yapılmadığı tanısı vardır. Ameliyat ya da işleme bağlı yetmezlik ayrı kodla (E89.6) yazılır.
E89.6 Prosedür sonrası adrenokortikal (-medüller) hipofonksiyon Ameliyat ya da tıbbi işlemden sonra gelişen böbrek üstü bezi yetersizliği bu kodla yazılır; kod, “başka yerde sınıflanmamış prosedür sonrası endokrin ve metabolik bozukluklar” (E89) grubundadır. Raporda bu kod varsa yetersizliğin nedeni yapılan ameliyat ya da işlemdir. Kılavuza göre iki taraflı adrenalektomiden sonra yaşam boyu hormon tedavisi gerekir.
D44.8 Çoklu bez tutulumu (multipl endokrin adenomatozis) DSÖ ICD-10’da davranışı belirsiz iç salgı bezi neoplazmları grubunda, birden çok bezin tutulduğu durum bu kodla yazılır; multipl endokrin adenomatozis (MEN sendromları) bu koda girer. Raporda bu kod varsa birden fazla hormon bezinde tümör tanısı vardır. ABD’ye özel ICD-10-CM’deki ayrı MEN kodları DSÖ 2019 sürümünde yoktur.
D13.7 Endokrin pankreasın iyi huylu neoplazmı Pankreasın hormon yapan bölümünün (Langerhans adacıkları) iyi huylu tümörü bu kodla yazılır; adacık hücre tümörü bu koda girer. Raporda bu kod varsa pankreasın hormon hücrelerinden gelişen iyi huylu bir tümör tanısı vardır. Kötü huylu olanı C25.4 ile yazılır.
C25.4 Endokrin pankreasın malign neoplazmı Pankreasın hormon yapan bölümünün (Langerhans adacıkları) kötü huylu tümörü bu kodla yazılır. Raporda bu kod varsa pankreasın hormon hücrelerinden gelişen kanser tanısı vardır. Böyle bir tümörün patoloji raporunda derecesi NET G1-G3 ya da NEC olarak yazılır.
E34.0 Karsinoid sendrom Karsinoid sendrom bu kodla yazılır. DSÖ’nün notuna göre bu kod, bir karsinoid tümörün hormon salgısına bağlı belirtilerini göstermek için tümör koduna ek olarak kullanılabilir. Raporda bu kod varsa tümörün salgıladığı maddelerin belirti yaptığı anlaşılır.

Böbrek Üstü Bezi Ameliyatı Öncesi ve Sonrası İlaçlar

Terim Anlamı
Alfa bloker (doksazosin, prazosin, fenoksibenzamin), ameliyattan 7-14 gün önce Adrenalin ve noradrenalinin damarları daraltıcı etkisini engelleyen ilaçlardır. Kılavuza göre feokromositoma ameliyatından 7-14 gün önce düşük dozla başlanır ve 2-3 günde bir artırılır; hedef oturur tansiyonun yaklaşık 120/80 mmHg, ayakta büyük tansiyonun 90 mmHg’nin üstünde, nabzın 70-80/dk olmasıdır. Beta bloker ancak yeterli alfa blokajdan 2-3 gün sonra eklenir; önce verilirse tansiyon krizini tetikleyebilir.
Metirozin (α-metil tirozin) Katekolamin yapımında hızı belirleyen tirozin hidroksilaz enzimini engelleyerek adrenalin-noradrenalin yapımını azaltan ilaçtır. Kılavuza göre her 12 saatte 250 mg ile başlanır; alfa ve beta blokajla yeterli kontrol sağlanamazsa ya da tümörün çıkarılması zor olacaksa eklenir. Beyne kolay geçtiği için uyku hali, kaygı ve depresyon gibi yan etkiler yapabilir.
Yüksek sodyumlu diyet ve serum fizyolojik (volüm genişletme) Feokromositomada daralmış damar içi hacmi doldurmak için tuz ve sıvı verilmesidir. Kılavuza göre alfa blokajdan 3 gün sonra günde 5 g’ın üzerinde sodyum içeren diyet önerilir ve ameliyattan önceki son 24 saatte 2 litre serum fizyolojik sık kullanılır. Amaç ameliyattan sonra gelişebilecek tansiyon düşüklüğünü önlemektir; kalp ve böbrek yetmezliğinde dikkat gerekir.
MRA (mineralokortikoid reseptör antagonisti: spironolakton, eplerenon) Aldosteronun etkisini engelleyen ilaçlardır. Kılavuza göre primer hiperaldosteronizmde ameliyat öncesi tansiyon 140/90 mmHg altına ve potasyum normale gelene kadar 4-6 hafta kullanılır; spironolakton günde 12,5-25 mg ile, eplerenon günde iki kez 25 mg ile başlanır. Ameliyattan sonraki ilk gün potasyum yükselmesini önlemek için kesilir; spironolaktonun erkeklerde meme büyümesi gibi yan etkileri doza bağlıdır.
Hidrokortizon replasmanı (perioperatif steroid) Kortizolün ilaç hâlidir; kortizol salgılayan tümörün ameliyatında, beyin-böbrek üstü bezi ekseni baskılı olduğu için dışarıdan verilir. Kılavuzdaki bir protokole göre anestezi öncesi damardan 50-100 mg verilir, ameliyattan sonraki günlerde azaltılarak 4. gün ağızdan idame dozuna geçilir. İdame dozu günde 10-12 mg/m² olup 2-3’e bölünür ve beyin-böbrek üstü ekseni toparlanana kadar sürer.
Fludrokortizon Aldosteronun yerini tutan (mineralokortikoid) ilaçtır. Kılavuza göre primer hiperaldosteronizm ameliyatından sonra hastaların yaklaşık %5’inde gelişen hipoaldosteronizmde ve böbrek üstü bezi yetmezliğinde kullanılır; günlük doz genellikle 0,05-0,2 mg’dır. Hidrokortizon alanlarda 0,05 mg ile başlanır; doz tansiyon, potasyum ve renin değerlerine göre ayarlanır.
Mitotan Böbrek üstü bezi kabuğunda birikerek bu hücreleri yavaş ve kalıcı biçimde yıkan, kortizol yapımını da azaltan ilaçtır; adrenokortikal karsinomda ameliyat sonrası (adjuvan) ya da ameliyat edilemeyen hastada kullanılır. Kılavuza göre hedef kan düzeyi 14-20 mg/L’dir; 20 mg/L üzerinde mide-bağırsak ve sinir sistemi yan etkileri artar. Yüksek nüks riskinde en az iki yıl verilir.
177Lu-DOTATATE (radyoaktif somatostatin analoğu tedavisi) Somatostatin reseptörlerine bağlanan, radyoaktif işaretli bir somatostatin benzeri ilaçla yapılan tedavidir. Kılavuza göre yayılmış feokromositoma ve paragangliomada kullanılır; tedavi sonrası olguların %20-25’inde hormon salgısında ve tümör büyümesinde durma ya da azalma bildirilmiştir. Başlıca yan etkisi akyuvar ve trombosit düşüklüğüdür; tedaviden önce 68Ga-DOTATATE PET/BT ile görüntüleme önerilir.

Endokrin Cerrahi İçin Doktor ve Klinik Seçimi

Endokrin cerrahide sonucu belirleyen ilk nokta, ameliyattan önce hormon düzeylerinin analiz edilmesi ve hastanın biyokimyasal olarak hazırlanmasıdır; zehirli guatrda hormonlar ilaçlarla normal seviyeye getirilmeden, feokromositomada ise alfa bloker hazırlığı tamamlanmadan ameliyata girilmez. Ameliyat sırasında ses tellerini yöneten sinirin nöromonitörizasyonla izlenmesi ve paratiroid cerrahisinde hızlı parathormon ölçümüyle kürün ameliyat masasında doğrulanması da uzmanlık gerektiren teknik ayrıntılardır. Bu nedenle hekim seçimi, ameliyat öncesi hazırlıktan ameliyat sonrasındaki hormon ve kalsiyum takibine kadar sürecin her aşamasını etkiler. Araştırmaya başlayan pek çok kişi arama motorlarında endokrin cerrahi doktoru ya da endokrin cerrahi ameliyatı yapan doktor gibi ifadeler kullanır; ülke genelinde bakanlar ise Türkiye’de endokrin cerrahi doktoru arar. Ancak sağlık mevzuatı ve tıp etiği gereği sağlıkta herkes için geçerli tek bir doğru hekim tanımı yoktur, çünkü her hastanın hangi bezinde sorun olduğu, hormon düzeyleri, biyopsi sonucu ve genel sağlık durumu farklıdır. Tek taraflı şüpheli bir nodülde uygun olan lobektomi, iki taraflı multinodüler guatrı olan bir hasta için uygun olmayabilir. Yerel aramalarda Ankara endokrin cerrahi doktor önerisi gibi listelere bakarken yalnız başkalarının deneyimlerine dayanmamanız yararlı olur. Doğru seçim, listelerdeki sıralamadan çok hekimin tahlil, ultrason ve biyopsi sonuçlarınızı ne kadar ayrıntılı değerlendirdiğine bağlıdır. Bulgularınızı sizinle birlikte yorumlayan ve ameliyat planını size göre kuran bir hekim, endokrin cerrahi doktoru seçimini yaparken en güvenilir rehberiniz olur.

Doktor seçerken

Endokrin cerrahide doktorun yaklaşımı ameliyat gününden çok önce, tanının ve hazırlığın nasıl yürütüldüğünde görülür.

  • Ultrason, hormon tahlili ve biyopsi sonuçlarınızı ameliyat kararından önce sizinle tek tek konuşması.
  • Total tiroidektomi mi lobektomi mi önerdiğini ve bunun ömür boyu ilaç kullanımına etkisini açıkça anlatması.
  • Zehirli guatr ya da hormon salgılayan tümörde ameliyattan önce hormonların ilaçla dengelenmesini endokrinolojiyle birlikte planlaması.
  • Ses tellerini yöneten sinirin korunması için ameliyatta hangi yöntemi kullanacağını önceden açıklaması.
  • Ses kısıklığı ve kalsiyum düşüklüğü gibi olası sorunları ve bunların nasıl izleneceğini ameliyattan önce konuşması.

Klinik seçerken

Kliniği seçerken ameliyattan önceki tetkiklerin ve ameliyattan sonraki takibin aynı düzen içinde yürüyüp yürümediğine bakmak gerekir.

  • Boyun ultrasonu ve ultrason eşliğinde ince iğne biyopsisinin gecikmeden planlanabilmesi.
  • Paratiroid adenomunun yerini göstermek için sintigrafi ya da tomografi gibi tetkiklere ulaşılabilmesi.
  • Paratiroid ameliyatında parathormonun ameliyat sırasında ölçülebilmesi.
  • Ameliyattan sonraki ilk gün kanama ve kalsiyum takibinin düzenli yapılması.
  • Patoloji sonucunun ve hormon dozunun ameliyattan sonraki kontrollerde birlikte değerlendirilmesi.

Böbrek üstü bezi ameliyatı için cerrah seçerken

Böbrek üstü bezi tümörlerinde ameliyatın güvenli geçmesi, tümörün hangi hormonu salgıladığının önceden bilinmesine bağlıdır.

  • Tümörün salgıladığı hormonu ameliyattan önce tahlillerle netleştirmesi.
  • Feokromositoma şüphesinde tansiyonu dengeleyen ilaç hazırlığının ne kadar süreceğini anlatması.
  • Kapalı yöntemi karından mı sırttan mı uygulayacağını ve nedenini açıklaması.
  • Tek taraflı ve çift taraflı ameliyatın hormon ilacı ihtiyacına etkisini önceden konuşması.
  • Ameliyattan sonra tansiyon ve hormon kontrollerinin nasıl planlanacağını belirtmesi.

Prof. Dr. Çağatay Çifter, Ankara Çankaya’daki muayenehanesinde Endokrin Cerrahi alanında tiroid ve paratiroid hastalıklarının cerrahi tedavisini uygulamaktadır.

Özet:

Endokrin cerrahi; tiroid bezi cerrahisi, paratiroidektomi, laparoskopik sürrenalektomi ve nöroendokrin pankreas rezeksiyonlarını kapsayan, hormon üreten organların cerrahi tedavisidir. Tiroid kanseri cerrahisi, primer hiperparatiroidizm, feokromositoma ve toksik multinodüler guatr temel ameliyat alanlarıdır. Tedavi, intraoperatif nöromonitörizasyon (ses teli sinir takibi), hızlı parathormon ölçümü ve minimal invaziv laparoskopik teknolojilerle ses kısıklığı ve hipokalsemi riskini en aza indirerek kalıcı kür sağlar.

 – Kapsam ve Organlar: Tiroid bezi (kanser, zehirli guatr), 4 adet paratiroid bezi (adenom, hiperkalsemi), adrenal bezler ve nöroendokrin tümörler.

– İleri Güvenlik Standartları: Ses tellerini koruyan intraoperatif sinir monitörü kullanımı ve paratiroid ameliyatında ameliyat içi anlık PTH ölçümü.

– Minimal İnvaziv Yaklaşımlar: Laparoskopik sürrenalektomi ile 1 günde taburculuk ve boyunda iz bırakmayan ağız içinden izsiz tiroid cerrahisi (TOETVA).

– Hormonal Yönetim: Total tiroidektomi sonrası ömür boyu levotiroksin replasmanı; paratiroidektomi ile kalsiyum yüksekliğinin dakikalar içinde kalıcı düzelmesi.

Ankara kliniğimizde, İç Anadolu Bölgesi’nin endemik guatr kuşağı geçmişinden kaynaklanan karmaşık tiroid nodülleri ve endokrin tümörleri multidisipliner bir yaklaşımla ele alınmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Endokrin cerrahi nedir?

Endokrin cerrahi; tiroid, paratiroid, böbrek üstü bezleri ve pankreasın hormon salgılayan tümör ve kitlelerinin cerrahi tedavisiyle ilgilenen üst cerrahi uzmanlık dalıdır.

Endokrin cerrahi uzmanı hangi organlara bakar?

Tiroid bezi, 4 adet paratiroid bezi, her iki böbrek üstü (adrenal) bezi ve pankreasın nöroendokrin tümörlerinin cerrahi tedavisine bakar.

Tiroid nodülü olan herkese ameliyat gerekir mi?

Hayır, nodüllerin %90’ından fazlası iyi huyludur; yalnızca biyopside kanser kuşkusu taşıyan, nefes darlığı yaratan veya aşırı hormon salgılayan nodüller ameliyat edilir.

Biyopsi sonucu şüpheli çıkan nodül ameliyat edilir mi?

Evet, Bethesda sınıflamasına göre şüpheli (Bethesda IV veya V) çıkan nodüllerde malignite riski yüksek olduğundan lobektomi veya total tiroidektomi kararı verilir.

Tiroid ameliyatı kaç saat sürer?

Standart bir total tiroidektomi ortalama 1.5 ila 2 saat sürer; boyun lenf bezlerinin temizlendiği diseksiyonlu ameliyatlar ise 3-4 saati bulabilir.

Tiroid ameliyatından sonra sesim kısılır mı?

Modern sinir monitörizasyonu kullanılan ameliyatlarda kalıcı ses kısıklığı riski %1’in altındadır; doku ödemine bağlı geçici hafif ses çatallanmaları birkaç haftada düzelir.

Ses teli felci ameliyatta nasıl önlenir?

Ameliyat esnasında rekürren laringeal sinirin görsel olarak bulunması ve intraoperatif nöromonitörizasyon cihazıyla elektriksel olarak sürekli test edilmesiyle önlenir.

Sinir monitörü tiroid ameliyatında şart mıdır?

Yasal bir zorunluluk olmamakla birlikte, sinirin yerini kesinleştirmek ve kalıcı hasar riskini en aza indirmek için uluslararası kılavuzlarca şiddetle önerilen altın standarttır.

Tiroid bezi tamamen alınırsa ne olur?

Tiroid bezi tamamen alındığında vücut tiroid hormonu üretemez; hasta her sabah aç karnına bir adet sentetik tiroid hormonu hapı alarak normal yaşamını sürdürür.

Tiroid ameliyatından sonra ömür boyu ilaç içmek zorunda mıyım?

Bezin tamamı alınmışsa (total tiroidektomi) evet; ancak yalnızca tek bir lobu alınmışsa (lobektomi) kalan doku çoğunlukla yeterli hormon üretir ve ilaç gerekmez.

Tiroid ameliyatından sonra kilo alınır mı?

Hayır, ameliyat sonrası hekimin ayarladığı sentetik hormon dozu vücudun doğal metabolizma hızını korur; doğru ilaç dozunda kilo alımı yaşanmaz.

Zehirli guatr ameliyatla tamamen biter mi?

Evet, aşırı hormon üreten tiroid dokusu total tiroidektomi ile geride hiç kalmayacak şekilde çıkarıldığında zehirli guatr hastalığı kalıcı olarak tamamen sonlanır.

Paratiroid bezi nerede bulunur?

Paratiroid bezleri, tiroid bezinin hemen arkasında, sağda iki ve solda iki olmak üzere toplam dört adet pirinç/mercimek büyüklüğünde yerleşmiştir.

Paratiroid bezi neden büyür?

Çoğunlukla bezlerden birinde gelişen iyi huylu bir adenom nedeniyle kontrolsüz büyür ve vücuda aşırı miktarda parathormon salgılamaya başlar.

Kanda kalsiyum yüksekliği neden ameliyat gerektirir?

Hiperkalsemi tedavi edilmezse böbrek taşlarına, böbrek yetmezliğine, ağır kemik erimesine, mide ülserlerine, kalp ritim bozukluklarına ve hafıza kaybına yol açar.

Paratiroid ameliyatı sonrası kalsiyum düşer mi?

Adenom çıkarıldığında aşırı hormon üretimi durur; ilk birkaç gün geçici kalsiyum düşüklüğü olabilir, bu durum geçici kalsiyum haplarıyla dengelenir.

Ameliyat sonrası ellerde uyuşma ve karıncalanma neden olur?

Kandaki kalsiyum seviyesinin geçici olarak düşmesinden (hipokalsemi) kaynaklanır; ağızdan verilen kalsiyum ve D vitamini takviyesiyle hızla düzelir.

Paratiroid ameliyatı kaç günde iyileşir?

Minimal invaziv yöntemle yapılan ameliyatlar ortalama 30 dakikada biter; hasta ertesi gün taburcu olur ve 3-4 gün içinde işine dönebilir.

Ağız içinden izsiz tiroid ameliyatı kimlere yapılır?

Boynunda kesi izi istemeyen, tiroid bezi aşırı büyük olmayan ve erken evre kanser veya iyi huylu nodülü bulunan uygun hastalara yapılır.

Tiroid ameliyatı izi kalıcı mıdır?

Boyun kıvrımlarına gizlenen estetik dikişler kullanılır; ilk aylardaki pembe çizgi 6-12 ay içinde ten rengine dönerek neredeyse görünmez hale gelir.

Böbrek üstü bezi ameliyatı kapalı yöntemle yapılır mı?

Evet, günümüzde adrenal bez kitlelerinin çok büyük kısmı laparoskopik (kapalı) veya robotik yöntemle 3-4 küçük delikten güvenle çıkarılmaktadır.

Böbrek üstü bezinde kitle tehlikeli midir?

Kitlelerin çoğu iyi huyludur; ancak aşırı hormon salgılayıp tansiyonu fırlatıyorsa veya 4 cm’den büyük olup kanser riski taşıyorsa tehlikelidir ve ameliyat edilir.

Feokromositoma ameliyatı riskli midir?

Evet, aşırı tansiyon krizleri yaratabilen bir tümördür; ancak ameliyat öncesi 2 haftalık doğru ilaç hazırlığı yapıldığında riskler kontrol altına alınır.

Böbrek üstü bezi ameliyatı tansiyonu düşürür mü?

Tansiyonun nedeni Conn sendromu (aldosteron) veya feokromositoma (adrenalin) tümörü ise, bez çıkarıldıktan sonra yüksek tansiyon tamamen düzelir.

Cushing sendromu ameliyatla tamamen düzelir mi?

Aşırı kortizol üreten adrenal adenom çıkarıldığında hormon üretimi sıfırlanır ve Cushing sendromunun tüm belirtileri aylar içinde gerileyerek tamamen düzelir.

Endokrin ameliyatları genel anestezi ile mi yapılır?

Evet, hava yolu güvenliği, kas gevşemesi ve hasta konforu açısından tüm tiroid, paratiroid ve böbrek üstü bezi ameliyatları genel anestezi altında uygulanır.

Tiroid ameliyatı öncesi atom tedavisi alınır mı?

Hayır, atom (radyoaktif iyot) tedavisi ameliyattan önce verilmez; kanser vakalarında ameliyatla tüm tiroid temizlendikten sonra tamamlayıcı olarak verilir.

Tiroid kanseri ameliyatından sonra atom tedavisi gerekir mi?

Tümörün çapı 1-2 cm’den büyükse, tiroid kapsülünü aşmışsa veya lenf bezlerine yayılmışsa ameliyattan sonra atom tedavisi uygulanır; mikrokarsinomlarda gerekmeyebilir.

Boyun lenf bezlerine sıçrayan tiroid kanseri nasıl temizlenir?

Tiroid beziyle birlikte boyundaki santral ve lateral lenf bezi zincirlerinin temizlendiği boyun diseksiyonu ameliyatı uygulanarak tümör tamamen temizlenir.

Tiroid ameliyatından kaç gün sonra taburcu olunur?

Ameliyat sonrası kanama ve kalsiyum kontrolleri tamamlanan hastalar genellikle operasyonun ertesi günü (24 saat sonra) taburcu edilir.

Ameliyat sonrası boyuna takılan hortum ne zaman çıkarılır?

Doku aralığında biriken kanı dışarı alan dren hortumu, genellikle ameliyatın ertesi sabahı kanama olmadığı görülerek çekilir ve çıkarılır.

Tiroid ameliyatından sonra yemek yerken zorlanma olur mu?

Ameliyat nefes borusunun komşuluğunda yapıldığı için ilk 1-2 gün yutkunurken hafif boğaz ağrısı olabilir; ancak normal yemek yemeye engel değildir.

Ameliyattan kaç gün sonra banyo yapılır?

Su geçirmez pansuman bantları kullanılıyorsa ertesi gün; standart pansumanda ise yara yeri kontrol edildikten sonra 2. veya 3. günde ayaktan ılık duş alınabilir.

Endokrin cerrahisi sonrası işe ne zaman dönülür?

Masa başı çalışanlar ameliyattan sonraki 7 ila 10. günde; ağır fiziksel efor gerektiren işlerde çalışanlar ise 2-3 hafta sonra işe dönebilir.

Boyun hareketleri ameliyattan sonra kısıtlanır mı?

Hayır, boyun kasları kesilmediği için hareket kısıtlanmaz; hastaların ilk günlerden itibaren boyunlarını aşırı geriye zorlamadan doğal hareket ettirmesi önerilir.

Tiroid ameliyatı sonrası dikiş aldırmak gerekir mi?

Genellikle cilt altına gizlenen estetik ve kendiliğinden eriyen dikiş materyalleri kullanıldığı için dikiş aldırma işlemi gerekmez.

Hamilelikte endokrin ameliyatı yapılabilir mi?

Zorunlu kanser veya ağır kalsiyum krizlerinde, bebeğin organ gelişiminin tamamlandığı en güvenli dönem olan 2. trimesterde (4-6. aylar) güvenle yapılabilir.

İnsülinoma ameliyatı şeker düşüklüğünü geçirir mi?

Evet, pankreastaki aşırı insülin üreten tümör cerrahi olarak çıkarıldığı anda ölümcül hipoglisemi (şeker düşmesi) nöbetleri kalıcı olarak son bulur.

Nöroendokrin tümörler ameliyatla tamamen yok edilir mi?

Erken evrede yakalanan ve metastaz yapmamış nöroendokrin tümörler cerrahi eksizyon ile geride hiç kalmayacak şekilde tamamen yok edilebilir.

Paratiroid sintigrafisi ameliyat öncesi neden çekilir?

Büyüyen ve aşırı hormon salgılayan paratiroid adenomunun 4 bezden hangisi olduğunu milimetrik tespit edip ameliyatı küçük bir kesiyle yapmak için çekilir.

Böbrek üstü bezi ameliyatından sonra hormon eksikliği olur mu?

Tek taraf alındığında diğer sağlam böbrek üstü bezi tüm hormon üretimini tek başına üstlenir; kalıcı hormon eksikliği yaşanmaz.

Tek taraflı tiroid ameliyatı olanlar da ilaç içer mi?

Vakaların çoğunda kalan diğer yarım tiroid dokusu hormon üretmeye yeter; ancak kan tahlilinde TSH yükselirse destek amaçlı düşük doz ilaç verilebilir.

Tiroid ameliyatı sonrası boğazda takılma hissi ne zaman geçer?

Ameliyat bölgesindeki iç doku ödemine ve iyileşme dokusuna bağlı gelişen boğazda gıcıklık veya takılma hissi 1-2 ay içinde kendiliğinden kaybolur.

Endokrin cerrahisi ameliyatlarında kanama riski yüksek midir?

Tiroid ve adrenal bezler kanlanması en zengin organlardır; ancak modern damar mühürleme teknolojileri ve titiz hemostaz ile kanama riski %1 civarındadır.

Ameliyat sonrası kalsiyum hapı ne kadar süre içilir?

Geçici kalsiyum düşüklüğü yaşayan hastalar kan tahlilleri normale dönene kadar genellikle 2 ila 4 hafta boyunca kalsiyum hapı kullanır.

Sigara içmek tiroid ameliyatı iyileşmesini bozar mı?

Evet, sigara doku oksijenlenmesini bozarak boyundaki dikiş izinin kötü iyileşmesine yol açar ve anestezi sonrası akciğer sekresyonlarını artırır.

Tiroid bezi alındıktan sonra kanser tekrarlar mı?

Tam çıkarılan ve gerekirse atom tedavisi uygulanan erken evre tiroid kanserlerinde nüks riski çok düşüktür; hastalar kanda tiroglobulin testiyle takip edilir.

Endokrin cerrahı seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Yıllık ameliyat sayısı yüksek (yüksek hacimli cerrah), sinir monitörizasyonu kullanan ve endokrinoloji konseyleriyle koordineli çalışan uzmanlar seçilmelidir.

Böbrek üstü bezi ameliyatı kaç saat sürer?

Kapalı (laparoskopik) sürrenalektomi ameliyatları kitlenin boyutuna ve tarafına bağlı olarak genellikle 1 ila 2 saat arasında tamamlanır.

Guatr ameliyatı sonrası nefes darlığı hemen düzelir mi?

Evet, soluk borusuna bası yapan kitle çıkarıldığı anda trakeadaki darlık kalkar ve hastalar ameliyattan uyandıkları ilk andan itibaren nefes rahatlamasını hisseder.

Endokrin cerrahisi devlet hastanelerinde yapılıyor mu?

Evet, tam donanımlı devlet hastanelerinde, eğitim araştırma hastanelerinde ve üniversite hastanelerinde SGK kapsamında rutin ve başarılı şekilde uygulanmaktadır.

Tiroid ameliyatı sonrası ne zaman spor yapılır?

Hafif yürüyüşler hemen başlar; boyun kaslarını ve kan basıncını zorlayan ağır fitness, ağırlık kaldırma ve yüzme için 3-4 hafta beklenmelidir.

Ankara’da Endokrin Cerrahi için hangi kliniğe/doktora başvurulmalı?

Ankara’da endokrin cerrahisi için bünyesinde endokrinoloji konseyi, ileri nükleer tıp, patoloji ve sinir monitörlü cerrahi altyapısı barındıran kliniklere başvurulmalıdır.

Ankara’da Endokrin Cerrahi süreci nasıl ilerler?

Ankara kliniğimizde süreç; ultrason ve hormon paneli, gerekirse biyopsi, multidisipliner konsey kararı, nöromonitörlü cerrahi ve postoperatif endokrin takibiyle ilerler.

Endokrin Cerrahi Ameliyatı Olanların Yorumları

Bu bölümde tiroid, paratiroid ya da böbrek üstü bezi ameliyatı olmuş kişilerin endokrin cerrahi deneyimlerini bulabilirsiniz. Ameliyat öncesi hormon hazırlığı, ses ve kalsiyum takibi, taburculuk, dikiş izinin iyileşmesi ve hormon ilacı kullanımı hakkındaki gerçek kullanıcı yorumlarını okuyarak bilgi edinebilirsiniz. Sizin de merak ettikleriniz varsa sayfanın altındaki yorum formunu doldurarak sorularınızı sorabilir ve diğer kullanıcıların tecrübelerinden faydalanabilirsiniz.

Önceki yazı
Memede Paget Hastalığı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu alanı doldurun
Bu alanı doldurun
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.